Ana içeriğe atla

Türkiye, Suriye’de ABD ile Rusya arasında kaldı, daha kötü haberler gelmeden yanlıştan dönülmeli

Türkiye
Suriye

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, kişisel bloğunda "Suriye’de ABD ile Rusya arasında kaldık, daha kötü haberler gelmeden yanlıştan dönülmeli" başlıklı bir yazı kaleme aldı ve Suriye'deki son gelişmelerin Türkiye için olumsuz bir sürecin başlangıcı olduğu uyarısında bulundu.

Türkiye’nin NATO müttefiki ABD ile Fırat’ın Doğusunda işbirliği adımları atmaya başlamasından hemen sonra, Fırat’ın Batısında Rusya ile Suriye sahasındaki işbirliğinin gözle görülür darbeler almaya başladığına dikkat çeken Yetkin, 19 Ağustos sabahı saat 05.30 sularında bir Rus Su-22 savaş uçağının İdlib civarında seyir halindeki bir Türk askeri konvoyu içinde seyahat eden bir sivil aracı vurduğuna atıfta bulundu ve şunları ifade etti:

"O kadar hassasiyetle vurdu ki, sivil aracın önündeki ve arkasındaki Türk askeri araçlarında açıklanan bir hasar, ya da kayıp olmadı. Ama Milli Savunma Bakanlığı araçtaki üç sivilin öldüğünü duyurdu.

Doğrusu bu duyuru ileride Türkiye’nin başına iş açabilecek türdendi, çünkü o üç sivili Feylak el-Şam örgütü militanları olduğu öne sürüldü ve yalanlanmadı da. Feylak el-Şam, Suriye’deki Müslüman Kardeşlerin silahlı kolu olarak bilinen bir örgüt. PKK’yı terörist örgüt listesine almayan Rus hükümetine göreyse Müslüman Kardeşler terörist örgüt sayılıyor; Feylak el-Şam da Müslüman Kardeşlerin YPG’si gibi görülüyor. Türkiye’nin protestolarına Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u cevabı, “teröristleri vurmaya ve bu konuda Suriye hükümetiyle işbirliği yapmaya devam” edecekleri şeklide oldu. Hem Lavrov, hem diğer Rus yetkililer neredeyse her iki günde bir Türkiye’ye yönelik olarak Astana Sürecindeki sözlere bağlı kalmanın öneminden söz eden duyurular yapıyorlar. Yani, Ruslar, Türkiye’yi sözünde durmayıp teröristlere yardımcı olmakla suçluyor.

Ama bu arada Türkiye’nin Astana Süreci çerçevesinde Rusya ve İran ile işbirliği içinde İdlib civarında konuşlandırdığı 12 ateşkes gözlem noktası, Suriye rejimi (ve dolayısıyla Rusya) destekli milis güçlerince saldırı altına alınmaya başlandı; özellikle 9 numaralı gözlem noktası. Aslında Nihat Ali Özcan ve Metin Gürcan gibi asker kökenli yorumcular aylardır Türk askerinin orada herhangi bir hava gücü koruması da olmadan Rusya ve Suriye’nin insafına bırakılmış olduğunu, daha kötü haberler, şehit haberleri gelmemesi için geri çekilmelerinin doğru olacağını yazıyorlar. 22 Ağustos’ta, yani Milli Savunma Bakanlığının ABD’ye Güvenli Bölgenin artık “zaman geçirilmeden” oluşturulması çağrısı yapıldığı ve ABD’nin de Patriot teklifini geri çektiği gün, Suriye hükümet güçleri, İdlib yakılarında Müslüman Kardeşler ağırlıklı muhalif güçlerin elinde olan Han Şeyhun kasabasının tamamen geri alındığını duyurdu.

Bu gelişme şu soruları doğurdu: Suriye hükümet güçleri (bir Suriye şehri olan) İdlib’i de geri almak için hamle ederse, Türkiye ne yapacak? Suriye’nin İdlib’i geri almaması için Suriye topraklarına mı gireceğiz? Türk konvoyu içindeki aracı vurmakta çekinmeyen S-400 ortağımız Rusya’ya rağmen mi? Sırf oradaki Müslüman Kardeşler varlığını ayakta tutmak için Tük askeri mi tehlikeye atılacak? Gözlem noktaları her ne pahasına olursa olsun orada tutulacak mı? 

Ve Suriye ordusu İdlib’i geri alırsa, bir kısmı zaten Halep’in boşaltılmasıyla İdlib’e geçen, aralarında sadece Müslüman Kardeşler değil, Halep’ten gelen El Kaide ve IŞİD’çilerin de bulunduğu yazılıp çizilen terörizme bulaşmış Selefiler ne olacak, Türkiye’ye mi gelecekler?

Türkiye 2011’den bu yana içine daldığı Suriye iç savaşında giderek daha fazla ABD ile Rusya arasında kalıyor ve gelişmeler giderek daha kötü haberleri işaret ediyor. Türkiye bu siyasetten zarar görüyor. Zararın neresinden dönülse kârdır. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yeni yorum ekle