Ana içeriğe atla

Çavuşoğlu'ndan PKK açıklaması

Türkiye
PKK

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “PKK'nın tüm Irak'tan temizlenmesi konusunda hemfikiriz. Sadece Sincar yetmez. Burada sadece Bağdat'ın değil Erbil ve Süleymaniye'nin de işin içinde olması gerekiyor” dedi.

Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hekim, Savunma Bakanı Necah eş-Şammari ve Ulusal İstihbarat Başkanı Mustafa el-Kazimi, Türkiye Dışişleri Bakanlığında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan'dan oluşan heyetle bir araya geldi.

Heyetlerin görüşmesinin ardından Çavuşoğlu basın açıklamasında kritik mesajlarda bulundu.

Çavuşoğlu, “DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirdik. Başlıca konusunda birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirme fırsatı bulduk. Ortak bir komite kurma kararı aldık. Yardımcılarımız düzeyinde bir komite kuracağız. Arkadaşlarımız bu konularda teknik görüşmelerini yapacaklar. Daha sonra bu formatta bir görüşme daha yapmayı uygun bulduk” dedi.

PKK’nin Irak’tan çıkarılması konusunda Irak heyeti ile hemfikir olduklarını ifade eden Çavuşoğlu, “Sadece Sincar'dan değil PKK'nın tüm Irak'tan temizlenmesi konusunda hemfikiriz. Sadece Sincar yetmez. Sadece Bağdat yönetimi değil, Erbil ve Süleymaniye’nin de işin içinde olması gerekiyor. En son Erbil'den yapılan açıklamada, PKK'nın Irak'ı terk etmesi gerektiği vurgulanmıştı. Irak'ta PKK'nın yerleştiği bölgeler Kürtlerin yaşadığı bölgeler. Oradaki siyasi partilere ve Kürt kardeşlerimize de baskı yapıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Mevlüt Çavuşoğlu, bu yılın son çeyreğinde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak'a bir ziyaret gerçekleştireceğini hatırlattı.

Akdeniz’deki durumu da değerlendiren Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Esasen Türkiye'nin kıta sahanlığında sürdürdüğü sondaj faaliyetleri Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Kıta sahanlığında ne yapmak istediğine ancak Türkiye karar verir. Biz her zaman uluslararası hukuka uygun bir şekilde adımlar atıyoruz. KKTC'nin ruhsat verdiği TPAO'ya alanlarda da faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaya başladık. Fatih gemimizden sonra Yavuz gemimiz de bölgeye gitti.

Rum tarafı tek taraflı sondaj çalışmalarına başlayınca gerek kendilerine, garantör ülkelerine, AB'ye ve BM'ye tek taraflı çalışmaları doğru bulmadığımızı söyledik. Sadece Rum tarafı çalışmaları durdursun demedik, Türk tarafının haklarının garanti altına alınması gerektiğini söyledik. KKTC'nin 2011'de bir teklifi olmuştu. BM çatısı altında bir komisyon kurup paylaşım planı yapılmasını önermişti. KKTC'nin bu teklifi masadadır. Biz sondaj çalışmalarına başlayıncaya kadar, hiç kimse bu konuda adım atmamıştır. Biz bu çalışmaları başlatınca yerli, yersiz açıklamalar görüyoruz. Garantör olmayan ülkelerin söylediklerini zaten umursamıyoruz.

Biz Kıbrıs sorununun çözümünde, Avrupa Birliği'ni her zaman bir gözlemci olarak gördük. Ama bu süreçte tamamen Rum yanlısı bir tutum sergiliyorlar. Maalesef bugün AB, özellikle üyeleri bakımında bu çifte standarta düşmektedir. Biz bu anlamdaki dayanışmayı doğru bulmuyoruz. Dayanışma hakkı ve haklıyı savununca güzel oluyor.

Dayanışma uğruna taraf tutarak Rum kesiminin yanında olurlarsa hata yaparlar. Türkiye, KKTC'nin ve Kıbrıs Türk halkının haklarını sonuna kadar korumakta kararlıdır. Ya bu zenginlikler hakça paylaşılır ya da biz KKTC'nin hakkını koruyacağız. AB'nin bize yönelik attığı adımın faydası olmaz, ters teper.”

 

Yeni yorum ekle