Ana içeriğe atla

Selahattin Demirtaş: Bıraksanız, kaçmam...

Türkiye

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu davanın duruşması Ankara Sincan Hapishane kampüsünde görülüyor. SEGBİS sistemi aracılığıyla Edirne Kapalı Hapishanesi’nden duruşmaya katılan Demirtaş, mahkemenin kendisini hukuka aykırı şekilde tutuklu olarak yargıladığını söyleyerek, "Beni Yunanistan sınırından öteye bıraksanız, kaçmam. Bizi buraya atanlardan hesap sormak için gelirim" dedi.

Demirtaş'ın sorgulandığı dava 250 sanık sandalye kapasitesine sahip duruşma salonunda görülürken 16 avukat, 12 izleyici, 4 milletvekili, 2 gazeteci tarafından izleniyor. Edinilen bilgiye göre güvenlik için salonda 24 polis görev alıyor.

Demirtaş savunmasına, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Dengir Mir Mehmet Fırat için Allah'tan rahmet dileyip, ailesine baş sağlığı dileyerek başladı. Kendisi için “siyasi rehine” tanımını kullanan Demirtaş mahkemeye, “Beni burada tutmanızda hangi kamu yararı var?” diye sordu. Demirtaş, "Beni Yunanistan sınırından öteye bıraksanız, kaçmam. Bizi buraya atanlardan hesap sormak için gelirim" ifadesini kullandı.

"Mahkeme beni, hukuka aykırı bir şekilde tutuklu olarak yargılıyor. Tutuklu yargılama esas, tutuksuz yargılama istisnaymış gibi bir hava yaratılıyor" diyen Demirtaş, "Tutuklu yargılama, sadece siyasi davalarda esas haline gelmiş durumda. Tecavüzcüler, hırsızlar, gaspçılar ve özellikle güvenlik personeliyle ilgili davalarda, yargı çok hassas" diye konuştu.

Demirtaş Recep Hantaş'ı hatırlattı

Demirtaş, Diyarbakır merkez Yenişehir Sümerpark’ta 14 Nisan’da polislerin açtığı ateş sonucu ölen Recep Hantaş'ı hatırlatarak, söz konusu güvenlik personeli için verilen tahliye kararı üzerinden yargı sistemini eleştirdi.

"Daha bir kaç ay önce Diyarbakır'da bir parkta, Recep Hantaş isimli bir genç, bir güvenlik personeli tarafından hiç yere öldürüldü. O güvenlik personelinin çocuğu, babasının serbest bırakılması için CİMER'e bir mektup yazıyor. CİMER bu dilekçeyi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiyor. Başsavcılık, dilekçenin geldiği gün, tahliye talebinde bulunuyor. Mahkeme aynı gün, daha yargılanması başlanmamış olan güvenlik personelini tahliye ediyor. Ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, CİMER üzerinden aileye bilgi verilmesi için yazı yazıyor. Dolayısıyla Türkiye'de yargı, öyle sanıldığı gibi tutukluluğu esas olarak kabul etmiyor" diyen Demirtaş, "Gerektiğinde, böyle işliyor işte" diyerek tepki gösterdi.

Ailesinin ve HDP'nin de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) başvuruda bulunduğunu hatırlatan Demirtaş, "Ama mahkemeye CİMER üzerinden, hatta başka kanallar üzerinden, davamla ilgili perspektifler geliyordur" dedi.

Demirtaş savunmasına şöyle devam etti:

"Ali Babacan ile ilgili soruşturma talebi konusunda, Bülent Arınç'ın TV'de yaptığı, savcılara yönelik adeta tehdit içeren açıklamadan bir gün sonra, soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi."

"Ankara Adliyesi'nde gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor!"

"Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor Ankara Adliyesi'nde. Sanki ben bu şekilde tutuklu yargılanıyorum da, Türkiye'deki bütün dosyalarda tutuklu yargılama esas olarak kabul ediliyormuş gibi sanılmasın. Tutanağa geçmiş olayım."

Demirtaş AİHM kararını hatırlattı: İlk kez karşımda gerçek muhatabım Adalet Bakanlığı olacak

"AİHM bir kararında, tutukluluğumun siyasi faaliyetlerimi engellediği, siyasi amaçlarla olduğunu tespit etmişti.18 Eylül'de Strasbourg'da, AİHM Büyük Daire önünde bu dava tekrar görülecek. Bu mahkemedeki dosya, çok daha kapsamlı bir şekilde, biz ve Adalet Bakanlığı tarafından, karşılıklı olarak masaya yatırılacak. Orada ilk kez gerçek muhataplarım, Adalet Bakanlığı var. Burada siz [mahkeme heyeti] varsınız ve sanki yargılama yapılıyormuş gibi oluyor. Strasbourg'da, tam da olması gerektiği gibi, bir tarafta Adalet Bakanlığının yetkilileri, bir tarafta ben ve avukatlarım. Burada da olması gereken bu. Adalet Bakanlığından temsilciler, Külliye'den temsilciler savcılık makamına otursaydı gerçekçi bir görüntü oluşurdu."

Mahkemeye tepki: Hukuksuz kararlarınız nedeniyle...

"Beni tutuklu yargılayarak, TBMM'deki faaliyetlerimden alıkoydunuz. Evimden kaçırıldığım 4 Kasım 2016'dan milletvekilliğimin seçimle bittiği 24 Haziran 2018 tarihine kadar TBMM Genel Kurulunda 205 birleşim, 1.197 oturum yapılmış. Bu zaman zarfında Genel Kurul 1.278 saat 34 dakika çalışmış. Milletvekilleri, tam 119.412 sayfa konuşmuş. Ben ise tek bir harf bile konuşamamışım. Aynı dönemde, TBMM başkanı seçilmiş. Bütçe Kanunu ve 45 Meclis Araştırması görüşülmüş. Mahkemenin aldığı hukuksuz kararlar nedeniyle, milletin oyuyla göreve gelmiş bir parlamenter ve partimin eş genel başkanı olarak, bu faaliyetlere katılamadım."

Ayrıntılar geliyor...

 

Yeni yorum ekle