Ana içeriğe atla

HTŞ kendini feshetmeyi tartışıyor: Ankara'nın yeni planı mı?

Suriye

Londra'dan Arapça yayın yapan The Levant News'un HTŞ karargâhından sızan bilgilere dayandırarak geçtiği haberine göre, Selefi cihatçı bir örgüt olan HTŞ liderliğinin fesih konusunda kısa süre içinde bir açıklama yapacağı iddia ediliyor.

T24 yazarı Akdoğan Özkan'ın aktardığı gelişme, Ankara'nın bölgeye müdahaleler konusunda Moskova ile derin ihtilaflar yaşadığı ve bir yandan da cihatçıların Suriye Arap Ordusu birlikleri tarafından Halep'in batı kırsalından temizlenmesi akabinde meydana geldi.

"İdlib'de şok gelişme" başlıklı yazısında Özkan, "HTŞ'nin kendisini feshetme yoluna gitmesinin, İdlib denkleminde şu an için öngörülemeyen gelişmelerin yolunu açabilmesinin mümkün olduğunu söyleyelim" diyor ve ekliyor:

"Her ikisi de örgütü resmi düzeyde 'terör örgütü' olarak değerlendirse de, gerek ABD gerekse de Türkiye El Kaide çizgisinden tamamen koptuğunu ileri süren HTŞ lideri Ebu Muhammed el Cevlâni'ye karşı eskisi kadar sert bakmıyorlar, hatta küresel cihat fikrinde diretmesi nedeniyle Batı'yı asıl tehdit edenin HTŞ değil Hurrâseddin olduğunu, HTŞ'nin söylemini yumuşattığını, pragmatik bir tutum benimsediğini dile getiriyorlardı. Batılı analistler -sahada tam bir karşılığı olmasa da- HTŞ'nin ülkedeki Nusayrilere ve Şiilere karşı söylemini yumuşattığını, örgütün küresel cihat değil, yerel bir Suriye devrimi peşinde koşan bir örgüt olarak "ılımlı isyancı" bir örgüte doğru evrilmekte olduğunu ileri sürüyorlardı."

Ankara'nın çok uzun bir süredir HTŞ'nin de kendisini feshederek, tasarımı kendisine ait olan geniş bir muhalif çatı yapılanması kimliğindeki Suriye Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne (daha sonra da Suriye Milli Ordusu"na) katılmasını istediğini söyleyen Özkan, bu adımla Cenevre görüşmelerinde silahlı Sünni Suriye muhalefetini tek bir muhatap üzerinden çözüm masasına oturtması ve bu grubu Suriye'nin kuzeyindeki anti-YPG operasyonlara katılmaya ikna etmesinin planlandığını kaydediyor.

Rusya'dan 2018 Eylül'ünde İdlib vizesi alan Ankara, aradan geçen süreye rağmen ne HTŞ'yi ne de Hurrâseddin'i bu fikre ikna edebildi. Ancak diğer örgütlerin çoğunu ikna etti ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları ile bazı başka örgütleri, Şanlıurfa‘da düzenlenen bir toplantıda "Milli Ordu/Ceyşül Vatani" adı altında birleştirdi. 

Özkan'ın paylaştığı bilgilere göre, HTŞ'yi "geçmiş veya şimdiki örgütlerin veya fraksiyonların bir uzantısı değil, bağımsız bir varlık" olarak gören Ebu Muhammed el Cevlâni, uzun süre Ankara'nın bu fesih talebine direndi.

"The Levant News'da verilen haberin gerçek olması Ankara'nın muhalefet üzerinde ne denli etkili olduğunun ve örgütün Türkiye başkentine karşı artık daha fazla direnemediğinin de kanıtı sayılabilecek" yorumunu yapan Özkan, "Fesih, kâğıt üzerinde de olsa Astana sürecinde grubu "terör örgütü" olarak gören ve kendisini bir anlamda bağlayan Türkiye'nin elini Şam Yönetimi'ne karşı verdiği mücadelede rahatlatabilir. Aynı şekilde, Türkiye'nin Fırat'ın batısındaki gelişmelere kayıtsız gibi duran ABD ile bu konuda yeni işbirliğine girmesinin önünü açabilir" görüşünü dile getiriyor.

İşin diğer tarafında İdlib'de yaşanan krizde en önemli faktörlerden olan HTŞ'nin varlığı konusunda Moskova'dan peş peşe uyarılar geliyordu.

Ankara'ya bu örgüt üzerinden suçlamalar getiren Rusya, İdlib'de yaşanan son olayların bardağı taşırdığı mesajını veriyordu.

Bu açıdan bakıldığında, HTŞ iddiasının bir şok gelişmeden ziyade, Ankara'nın planının bir parçası olabilmesi de mümkün. Örgütün kendini fesih iddiası, sahadaki gelişmeler ve Moskova'dan gelecek tepkilere göre şekillenecektir.    

Özkan, örgütün dünden bugüne sürecini şöyle anlatıyor:

"HTŞ örgütünün geçmişi Suriye El Kaidesi olarak da tanımlanan Selefi cihatçı yapılanma El Nusra Cephesi'ne dayanıyor. Suriye'deki savaşın başlamasından bir yıl sonra sahada varlık göstermeye başlayan Nusra Cephesi, 2012 yılının 22 Ocak tarihinde Ebu Muhammed el Cevlâni tarafından ülkede İslami temelde bir devlet tesis etme muradıyla kurulmuştu. Kendisine isim olarak, "Şam Halkını Korumak için Nusret [Yardım] Cephesi"ni (Cebhetu'l-Nusra li ehli'ş-Şam min Mucahidi'ş-Şam fi Saha'til-Cihad) seçen örgütün o tarihteki karargâhı, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor bölgesindeydi.

Örgütün IŞİD (ya da o zamanki haliyle sadece "Irak İslam Devleti") ile herhangi bir husumeti de yoktu. Hatta tam tersi, 5-10 bin civarında mensubu bulunan bu yapılanma Irak İslam Devleti lideri Ebu Bekir el Bağdadi'nin talimatıyla kurulmuştu.

Ancak el Nusra Cephesi, Suriye devriminin yerel ilkelerini taşımadığı gerekçesiyle bir türlü muhalif gruplar arasında arzuladığı konuma gelememiş ve bu nedenle siyasi ömrünün seyri içinde birkaç kez kimlik değiştirme/yenileme yoluna gitti. Bu yenilenmelerin yakın bir tarihe kadar da başarılı olamaması ve liderliğin tercihlerinin fazlaca pragmatizm içermeye başlaması üzerine, örgüt içinde El Kaide geleneğine yakın gruplar 2017 yılının sonlarında HTŞ'den ayrılarak yeni bir oluşum çabası içine girdiler ve 2018 yılı Şubat ayında Tanzim Hurrâseddin örgütünü kurdular.

Öte yandan, IŞİD'in "teknik takibini" örgütün Musul yenilgisi sonrası da bırakmayan ABD, bir yandan Hurrâseddin'in küresel ölçekte cihat fikrini kovalamayı bırakmayan örgüt karakterine bakmış, bu nedenle cihatçıların (HTŞ gibi) güçlü ve belki de manipüle de edilebilir tek bir yapıda konsolide olması gerektiğini de düşündüğü için Cevlani'ye dolaylı destek vermenin daha uygun olacağı sonucuna varmıştı. Washington bu çerçevede El Kaide geleneğinin asli temsilcisi olan ve Batı'da eylemlere hazırlandığını iddia ettiği Hurrâseddin'i zayıflatmak, liderlerini çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmak yoluna gitti."


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni yorum ekle