Ana içeriğe atla

Öcalan'dan 'Açlık Grevi' çağrısı: Bitirin

PKK
Kuzey Kürdistan

Önceki gün resmi olarak avukatlarıyla görüşen Abdullah Öcalan, kendisine tecrit uygulandığı gerekçesiyle açlık grevinde ve ölüm orucunda olan isimlere 'açlık grevini bitirin' çağrısında bulunduğu bildirildi.

Sekiz yıl aradan sonra avukatları Nevroz Uysal ve Rezan Sarıca ile resmi olarak görüşen Abdullah Öcalan, kendisine tecrit uygulandığı gerekçesiyle devam eden açlık grevlerine ilişkin bir mesaj gönderdi.

Öcalan’ın açlık grevi eylemlerinin bitirilmesiyle ilgili olarak çağrı yapılmasını istediği belirtildi. 

Cumhuriyet'ten Mahmut Oral'ın haberine göre, Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Doktor Mehmet Şerif Demir, eylemcilerin tedavilerinin yalnızca Malta Protokolü ekseninde yapılmasını istediklerini söyledi. 

Demir’in sözünü ettiği Malta Protokolu “Hastanın kendi aldığı karara saygı göstermek hekimin görevidir. Hekim, müdahale etmeden önce hastayı durumdan bilgilendirerek iznini alır, hekim hasta için en iyi olanı yapmak zorundadır” ilkesini benimsiyor.

DW Türkçe: Öcalan açlık grevleri için mesaj verdi

DW Türkçe için kaleme aldığı analizde, Abdullah Öcalan’ın cezaevlerindeki açlık grevlerinin bitirilmesini istediğini belirten gazeteci Murat Sabuncu, 22 Mayıs günü Öcalan'ın avukatları Rezan Sarıca ve Newroz Uysal'ın İmralı'ya gittiğini dile getirdi:

Murat Sabuncu'nun analizindeki ilgili bölüm şu şekilde:

Bu ziyaretin ardından kulislere yansıyan birkaç bilgiyi aktarabilirim. Biri Ankara'da iktidara yakın süreci izleyen bir diğeri "demokratik açılım süreci" adı verilmiş  dönemin etkin sivil toplum kuruluşlarından birinin yöneticisi haber kaynaklarım aynı bilgiyi aktardı: Öcalan'dan açlık grevleriyle ilgili bir mesaj geldi.

İlk kaynak, bayramdan önce grevlerin bitirilmesinin mümkün olacağını söyledi. İkinci kaynak, bugün itibariyle başta cezaevlerine, muhataplara grevlerin bitirilmesi isteğinin iletildiğini anlattı. Aynı kaynak "bunun nasıl formüle edileceği" konuşulup "çok geç olmadan kamuoyuna açıklama yapılabilir" dedi.

Kamuoyunda açlık grevleri kadar hapisteki çocuklarına destek veren annelere güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddet ve kötü muamele de tepki çekmişti.

Muhataplık konusu

İmralı'da yapılan görüşmede gündeme gelen bir diğer konunun ise "muhataplık" olduğu bilgisi paylaşıldı. Her iki kaynağın da verdiği bilgiye göre Öcalan daha önceki süreçlerde olduğu gibi sadece MİT yetkilileriyle değil "siyaseten sorumlu" kişilerle de görüşmek isteğini yineledi. Ne görüşüldüğü konusu ise "sadece Türkiye değil hatta daha yoğunlukla Suriye'deki gelişmeler" şeklinde aktarıldı. Bu konuda yakın zamanda bir gelişme beklenmese de MİT'in görüşmeleri sürdürdüğü bilgisi verildi.

Bu yazıyı yazarken masamın üzerinde, AKP Tanıtım ve Medya Başkanlığı’nın 2010 yılında yayınladığı "Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci, soru ve cevaplarıyla Demokratik Açılım Süreci" kitapçığı duruyor. Kitapçığın 77‘inci sayfasında, o günlerde başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın şöyle bir açıklaması var:

"Oğlu her ne sebeple hayatını kaybetmiş olursa olsun…Yozgat’taki anne ile Hakkari’deki anne oğullarının başında aynı duayı ediyorsa, evladı için Yasin ve Fatiha okuyorsa cemaat aynı kıbleye dönüyorsa burada çok ciddi bir yanlış olduğu ortadadır."

Seçimler ve Suriye belirleyici

Aradan geçen süreçte kullanılan dilden, uygulanan güvenlik politikalarına o günlerin çok gerisine düşüldüğü ortada. Şimdi yeniden adı henüz konulmamış bir sürecin başlamış olmasının ya da öyle düşünülmesinin istenmesinin birkaç sebebi olabilir:

-Kürt seçmenin tercihinden bağımsız olarak iktidarın durduğu yer açısından 23 Haziran’daki İstanbul seçimleri…

-Başta Suriye’nin kuzeyi Türkiye’nin sıkıştığı yerden çıkma çabası…

-İçeride giderek ağırlaşan havadan en azından açlık grevlerini hallederek bir nebze rahatlama yaratma…

Sebep ne olursa olsun yaşama dönüş için atılan her adım, politik anlamından bağımsız olarak en azından başlangıç açısından önemli kabul edilebilir.

Yeni yorum ekle