Ana içeriğe atla

ABD: Haşdi Şabi ‘kontrolden çıkmış mafyaya’ dönüştü

Güncel

ABD, bu hafta, terör örgütü DEAŞ’a karşı yürütülen savaşta yardımcı olan gruplara ve silahlı milislere işaret ederek, Irak'ta faaliyet gösteren Amerikan askerlerinin ‘İran ajanlarının’ tehditleriyle karşı karşıya oldukları şeklinde bir açıklama yayınladı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) analistlerinden Anthony H. Cordesman, ‘ajan’ kelimesinin İran’ın bu grupları ve milisleri Irak’taki hedeflerine ulaşma aracı olarak kullandığı anlamına geldiğini söyledi. Cordesman, Irak'ta Haşdi Şabi içerisinde bazıları Sünni, bazıları Irak hükümeti yanlısı, bazıları ise İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü’ne yakın grupları barındırdığını belirtti.

Bu silahlı grupların Irak hükümeti tarafından tanınması ve finanse edilmesi gerçeği göz önüne alındığında ise konu daha da belirsizleşiyor. ABD, bu hafta, bir uçak gemisi ve birkaç bombardıman uçağının Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların ‘potansiyel tehditlerine’ karşı Basra Körfezi’ne gönderilmesi talimatı verdi.

Bazı grupların İran ile bağlantısı bulunuyor

Yaklaşık 125 bin savaşçısı olan Haşdi Şabi çatısı altında 30 kadar Iraklı milis grup bulunuyor. Irak ve ABD’deki uzmanlar ve hükümet yetkililerinin görüşlerine göre bu silahlı milis grupların İran’la olan ilişkilerinin seviyeleri farklılıklar gösteriyor. Haşdi Şabi çatısı altındaki bazı gruplar, İran yörüngesinden tamamen uzakken, iyi silahlandırılmış ve donanımlı olanlar da dahil olmak üzere bazı grupların İran rejimiyle yakın ve sağlam bağlantıları bulunuyor. DEAŞ’a karşı verilen mücadelenin azalmasıyla birlikte, Irak bu silahlı gruplarla ne yapılacağı konusunda bir sorunla karşı karşıya kaldı. Söz konusu grupların lağvedilmesi ve dağıtılması konusunda bir takım söylentiler olsa da sadece bazıları bunu yapmaya gerçekten istekli görünüyor.

Bu milisler, Irak güvenlik güçlerinin içinde olmalarına rağmen Irak Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı’nın emrinde değiller. Bunun yerine Haşdi Şabi milislerinin doğrudan başbakana tabi oldukları özel bir statüleri var.

Bu grupların bazıları iyi huylu bir yaklaşım ve davranışa sahip görünüyor. Sadece polislerin az olduğu yerlerde güvenlik ve devlet hizmetleri sağlamak gibi belirli görevleri yerine getiriyorlar.

Ancak açıkça yolsuzluk yapan ve ünlü mafya çetelerine benzeyen başka milis gruplar da var. Bu grupların birçoğu ciddi insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. Bununla birlikte doğrudan başbakana bağlı oldukları için Irak'taki herhangi birinin yollarına çıkması veya onları engellemesi pek mümkün görünmüyor.

Irak eski Başbakanı Haydar İbadi, verdiği bir röportajda, “Eğer silahlı gruplar yoldan çıkarsa onları kimse kontrol edemez” ifadelerini kullanmıştı.

Öte yandan bazı üst düzey yetkililer arasındaki bu en büyük endişe, DMO yörüngesindeki bu milislerin, arkalarında silahlı adamların bulunması ve Irak hükümetindeki üst düzey isimlerin örtülü olarak onları korunmasının getirdiği haksız avantajla ticari ve finansal sektörlere girmesi.

Ortadoğu Enstitüsü Kıdemli üyesinden uyarı

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü Kıdemli Üyesi Alex Vatanka, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Irak'taki söz konusu gruplar kontrol altına alınmazlarsa, zamanla yarı suçlu yapılardan devlet içinde bir devletin temellerini atan güçlü siyasi yapılara doğru yayılan ağlara dönüşecekler” uyarısında bulundu.

Haşdi Şabi çatısı altında, yetkisiz güç kullandığı düşünülen ve İran ile yakın bağları olan 4 ya da 5 grup bulunuyor. Bazıları yerel halktan rüşvet ve haraç alıyor. İş adamlarını kazançlarının bir kısmını onlara aktarmaya ve halkı kendilerine hizmet etmeye zorluyorlar.

Bununla birlikte Haşdi Şabi gruplarının Irak Parlamentosu’nda çok sayıda temsilcisi de bulunuyor. Bakan atama yetkisine sahip bu temsilciler, çeşitli siyasi bloklara dağılmış durumdalar. Kimin bakan olacağını belirleyen bir blok veya bir parti, aynı zamanda değerli iş anlaşmaları veya ihaleleri üzerinde etkili olma şansına sahip oluyor. Bu gruplar, ayrıca Irak hükümeti üzerinde İran’la ilgilenmesi için siyasi bir baskı oluşturuyorlar.

Irak hükümet yetkilileri endişeli

Irak hükümetinin üst düzey yetkilileri, İran’a yakın olan ve hükümeti kontrol altına almaya çalışan grupların etkisine yönelik oldukça endişeliler. Ancak buna rağmen genel olarak konuya ilişkin kamuya açık konuşmalar yapmaktan kaçınıyorlar. Irak Savunma Bakanlığı, bazı Haşdi Şabi milislerinin Kasım ayında Suriye sınırına kaydırılmasına kızmış ve net bir tavır almıştı. Ancak bakanlık, Haşdi Şabi güçleriyle hükümet arasında çıkabilecek bir gerginliği önlemenin yolunu da bulmuştu.

Kısa bir süre sonra ABD Hazine Bakanlığı, Haşdi Şabi’ye bağlı Nuceba Hareketi’ni, ‘Terör Örgütleri Listesi’ne ekledi. Irak hükümeti de ABD’nin bu adımını desteklediğini açıkladı.

Abdulmehdi: Haşdi Şabi çatısı altındaki tüm gruplara saygı duyuyoruz

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Necaba grubunu savunmadı, ancak Haşdi Şabi gruplarını destekledi. Başbakan Abdulmehdi, Mart ayında yaptığı bir açıklamada, “Amerikalılar istedikleri kararları alabilirler. Ancak olaylara bizden farklı bir açıdan bakıyorlar. Haşdi Şabi’ye yönelik tutumumuz açık ve iyi biliniyor. Haşdi Şabi çatısı altındaki tüm gruplara saygı duyuyor ve DEAŞ’a karşı verilen mücadelede gösterdikleri büyük fedakarlıklardan ötürü değer veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte Iraklı milis grupların liderleri, DEAŞ’ın yenilgiye uğradığı bölgelerde zenginleşmek amacıyla yasa dışı faaliyetlerde bulunuyorlar. Çoğunlukla Irak'ın kuzeyine yoğunlaşan milisler, geçtiğimiz yıl petrol kaçakçılığı yollarının kontrolünü ele geçirmek amacıyla hükümet güçleriyle çatıştılar. Çatışmaların sonunda ordu geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak halen kullanılmayan bazı petrol kuyularının yakınlarında birkaç askeri nokta bulunuyor.

Öte yandan Haşdi Şabi gruplarından biri olan ‘Asaib Ehli'l Hak’ insan hakları örgütleri tarafından DEAŞ’la mücadelede Sünnileri yargısız infaz etmekle suçlandı. Bununla birlikte son aylarda, Kuzey Irak'taki işletme sahiplerinden kendilerine ödeme yapmalarını istediği için eleştirildi. Ancak grup suçlamaları reddetti.

Ülkelerini yeniden inşa etmek ve yaşam standartlarını yükseltmek isteyen Iraklı siyasetçiler ise karşılaştıkları en büyük sorunun İran'ın Irak üzerindeki baskısı olduğuna işaret ettiler.

New York Times

Yeni yorum ekle