Ana içeriğe atla

DERSİM - 80 yıldır kabile yaşamı sürdürüyorlar,Dünyadan Habersiz Mağarada Yaşayan Bir Aile Keşfedildi

Güncel

Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği, Hoşan Dağı'nın zirvesine yakın yamaçtaki mağara gibi evde kabile olarak yaşayan ailenin öyküsü, hayrete düşürüyor.


Tunceli- Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği noktadaki 2 bin 500 rakımlı Hoşan Dağı, Aleviler için kutsal sayılan dağ olarak biliniyor.

Dağdaki mağaraya benzer yapıyı ev olarak kullanılan Teşar ailesi, 80 yıldır yaşamlarını kabile gibi burada sürdürüyor.

Ailenin reisi Hüseyin Teşar (80), yaşadığı mağara gibi evin, dedelerinin döneminden kendilerine kaldığını ve 300 yıldır burada yaşamın sürdüğünü belirterek, mekanlarını terk etmemekte kararlı olduklarını söyledi.

Bölgede gezi yapan Tuncelili dağcılar İsmail Ateş ve Haydar Çetinkaya'nın, Teşar ailesini dağda yaşadığını fark edip, gördüklerini gazetecilerle paylaşması üzerine ailenin varlığı ortaya çıktı. 
 

Gazetecilere konuşan Hüseyin Teşar, dedelerinin de burada yaşamış olması ve Hoşan Dağı'nın Aleviler için kutsal olması nedeniyle yaşamlarını burada sürdürdüklerini söyledi. Aile kendi aralarında Zazaca konuşuyor. 

Hüseyin Teşar, 50 yıl önce Emine Taşar ile yaşadığı mağarada dünyaevine girdiğini anlattı. Teşar; 10 çocuğunun olduğunu, küçük yaşlardaki Sezgin, Doğan, Mülkinaz, Cevahir, Yazgül adlı 5 çocuğunun 30 yıl önce hatırlamadığı kişilerce alındığını ve kendilerinden bir daha haber alamadığını söyledi.

Eşi Emine (78), çocukları Ayten (30), Hüsniye (32), Sis Ali (28), Metin (35) ve Zeynep (37) ile birlikte burada yaşadığını anlatan Hüseyin Teşar, çocuklarının okula gitmediğini, teknolojinin ne olduğunu bilmediklerini anlattı. 


Teşar, yaşadıkları şartları şöyle dile getirdi:

“Biz şimdiye kadar hiçbir devlet yetkilisiyle ne konuştuk ne görüştük. Bu ev dedemizden bize kalmış 300 yıllık bir ev. Yaşadığımız ev artık özelliğini yitirmiş, yıkılmaya yüz tutmuş, taşlar artık birbirinin üzerinde duramaz hale gelmiş. Devlet bize bir ev yapsın burada. Biz yıllardır ilkel şekilde yaşıyoruz. Suyumuzu dışarıdan taşıyarak, getiriyoruz; yolumuz yok, elektrik yok. Televizyon nedir, bilmeyiz; hiçbir şeyimiz yok. Buzdolabı yok. Yakın köylere arada da olsa belki uğruyoruz. Bakıyoruz; herkesin evi çatısı, suyu, eve gelmiş, elektrik var, televizyon var. Bizde hiçbir şey yok. Çocuklarım okuma- yazma bilmiyorlar. Türkçe konuşmayı öğrenemediler. 5 çocuğum 30 yıl önce birileri tarafından götürüldü. Hiç birinden haber alamıyorum; öldüler mi, yaşıyorlar m?”

 

“Teknolojiden uzaklar”

 

Teşar ailesinin fertleri, yıllarca yaşadıkları Hoşan Dağı'nda parayla alışveriş yapmadıklarını, ihtiyaçlarını mağara evlerinde besledikleri keçi, koyun, tavuk gibi hayvanları komşu köylere götürüp, değiş- tokuş yöntemiyle karşıladıklarını söyledi.

Yemek yapmayı bilmeyen aile fertleri; soğan, patates, yağ ve çökelek dışında hiçbir gıda almazken, zaman zaman besledikleri hayvanları keserek, et yediklerini belirtti.


Evde teknolojik alet olarak ise yalnızca güneş enerjisi paneli bulunuyor. Ailenin Türkçe bilen tek çocuğu Metin Teşar, 10 kilometre uzaklıktaki Konarlı köyünde gördüğü güneş enerjisi panelinin ne işe yaradığını köylülere sorup, öğrendiğini bunun üzerine köy sakinlerinden de yardım alarak, kendi evlerine bunu kurduklarını anlattı. Düşük kapasiteli bu sistemle evlerinin 2 odasını kısmen aydınlatan aile fertleri, enerjiyi sadece 6 ay kullanabildiklerini söyledi. 


Okuryazar olmayan Teşar ailesi üyeleri, ilk kez yabancı olarak kendilerini haber yapmaya gelen gazetecileri gördüklerini söyledi.


Devletin kendilerini artık görmesi gerektiğini söyleyen Teşar, "Biz burada çok zor şartlarda yaşıyoruz. Biz burada sadece hayvanlarımız ile birlikte yaşıyoruz, başka canlı göremiyoruz bile. Bu şartlarda yaşamak çok zor. Vicdanı olan, bize bir el atsın, bize bir yardım etsin. Bu şartlarda yaşamak artık çok zor. Artık yaşamaya gücümüz yok. Dayanma gücümüz kalmadı. Ne olur bize birileri 

Yeni yorum ekle